SEÇİM
Osman Öztekin

SEÇİM

Bu içerik 208 kez okundu.

Üsküdar Kadısı Hızır Bey Olmak… 

                 Sefil bir nazara gelen, baharsız, tütünsüz, yağmur sonrası toprak kokusuz, KOMMAGENE’den bu yana kendini arayan; bir yüzü doğu bir yüzü batıya dönük ve gün doğumunda çırpınan, öpülen ışıkta bulmaya çalıştığı benliğini; her kahve köşesinde, kaybeden ve sallanan başaklar arasında bir ‘’ırgat’’tır ADIYAMAN.
                Kamyonlarla umutlar taşır, yüreklere sığmayan çarpıntıyla daldan dala atlayan; yazları üzüm, soğan, kayısı, pamuk toplar hayalleriyle.
Bir kent ki, dört teker üzerinde dolaşır yurdun dört bir yanını ve sürgündür, kimsesizdir koca bir ovadır. Ne ZEUS’ tan hayır gördü ne de ARSEMİYA’dan. Hep kendini aradı bu yollarda… Seçimden seçime hatırlanır bu kent. Ve Ankara ya umutlar gönderilir sonuçsuz kalsa da. Bir çığlık bir haykırış bir yalvarış duyulsun diye.

Seçimler yaklaştıkça gündem dışı bir şeyler yazmak imkânsızlaşıyor. Bu nedenle seçimi es geçmek çokta mantıklı gelmiyor naçizane kalemime. Her seçim olduğu gibi bu seçimde kazananı belli olan bir ruh hali ile çalışmalar yapılmakta. Ancak öncesinde genel durum değerlendirmesi yapmak gerekmektedir bunu objektif olarak yapmak maalesef mümkün değil; çünkü bu bölgede özellikle Adıyaman gibi herkesin kapı komşu olduğu yerde yapmak çok zor

Tarafsızlık elbette ki herkesin özellikle yerel bazda yazı yazan gazeteci arkadaşların yapmak istediği bu olsa da mümkün görünmemektedir. Hele hele söz konusu iktidar partisi olunca, anlamadığım 15 yıldır iktidarda olan ve dört tarafı mahmur bir parti olur mu acaba. Hangimiz bu soruları soruyoruz kendimize taraf olmadan ve karşı tarafta olanı yermeden ona baskı ve bazen şiddet uygulanmadan, yapıyor muyuz? .Yaptığımız sadece bize yakın olan partiyi övmek gerisini koyuvermek olabildiğince yargılamak,aşağılamak..

 

Ya gücü elinde tutanlar ekmeğime mani olursa yok reklam geliri olmazsa yok ilan yayınlayamazsak, acaba işim düşerde yapmazlarsa gibi kaygılarla sağlıklı eleştiri yapılamamaktadır.

                 Bu tutumdaki insanlar, iktidara gelecek olan herkesin delikanlı namuslu ahlaklı insan hak ve özgürlüklerine saygılı, demokrasiye olan inançlarının tam, özgür bireyler yetiştiren siyasetçiler olduğuna inanırlar hem bu günlerde iktidar olacak olanları hem de önümüzdeki yüz yıl boyunca iktidara gelecek olan bütün şahıs ve partileri saygıyla selamlarlar…

 

 Kimse sütten çıkmış ak kaşık değil ama biz hep ak kaşık hesabı ahlak namus, din, iman edalarıyla karşımızdakini yargılamaya devam ettik ve böyle giderse ne yazık ki devam edeceğiz. Eleştiri ve yergi arasındaki fark henüz anlamlı bir şekilde vuku bulmamış yaşantımızda. İnsan sevdiği, taraf olduğu kişi veya kurumları da eleştirir daha doğrusu eleştirmeli. -     Misal geçmişin geleceğe tuttuğu aynadır Mantığıyla küçük bir kesit vermek gerekirse “Fatih Sultan Mehmet, yeni yaptıracağı caminin inşasında kullanılacak iki mermer sütunu Sinan Atik isimli Rum mimara teslim eder. Mimar, bu sütunları üçer arşın kesip kısaltır. Fatih de buna sinirlenerek mimarın elini kestirir. Mimar Sinan Atik, padişah aleyhine dava açar. Fakat ne Galata ne de Eyüp kadılığı padişahı yargılamayı göze alamaz. Mimarın şikâyetini Üsküdar Kadısı Hızır Bey kabul eder ve davayı açar. Mahkemeye celb edilen büyük padişah, başköşeye geçmek istediyse de davacıyla birlikte mahkeme huzurunda ayakta bekletilir. Yargılama sonunda, padişah suçlu bulunur. Ceza olarak mimara yapılan haksızlığın aynısının tatbik edilmesine, yani padişahın elinin kesilmesine karar verilir. Rum mimar, mahkemenin verdiği bu büyük karar karşısında şaşkına döner ve davasından feragat eder. Mimar kısası istemediği için, Fatih, günde on altın tazminata mahkûm olur ve hatta kısastan kurtulduğu için, bu tazminatı kendiliğinden yirmi altına çıkarır. Böylece padişahın eli kesilmekten kurtulur.
                Evliya Çelebi’nin aktardığına göre, mahkemenin kararından sonra Fatih çıkardığı demir sopayı kadıya göstererek; “Eğer sen Allah’ın hükmünü uygulamayıp, elimi kesmeye beni mahkûm etmeseydin bununla senin başını paramparça ederdim” der. Kadı Hızır Bey Çelebi de sakladığı kamayı çıkararak cevap verir; “Sen de benim hükmümü kabul etmeseydin, ben de bununla seni delik—deşik ederdim” der.

 

Şimdi yüzyıllardır yüzü gülmemiş makus talihli Adıyaman’ım Galata veya Eyüp Kadısının yolundan mı gideceksin yoksa Üsküdar Kadısı Hızır Beyin mi???

 

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Minibüs şoförü ile yolcu arasındaki kavga kamerada VIDEOLU-HABER
Minibüs şoförü ile yolcu arasındaki kavga kamerada VIDEOLU-HABER
Adıyaman merkezli 7 ilde FETÖ operasyonu VIDEOLU-HABER
Adıyaman merkezli 7 ilde FETÖ operasyonu VIDEOLU-HABER